Darbecileri yargılamak isteyenler, darbelere neden olanları
yargılamayı düşünüyorlar mı hiç?
Ülkeye ertesi günü komünizm gelecekmiş efektlerini verenleri;
grevleri polisle, askerle çatışmaya dönüştürenleri; her gün gerekli
gereksiz miting, korsan gösteri yapanları, bildiri dağıtanları;
devrim provası yapanları; kurtarılmış bölgeler kuranları; kahve
tarayanları; üniversiteleri okunmaz yerler hale getirenleri de
yargılamayı düşünüyorlar mı yani kendilerini?
12 eylülde ben de haksız yere göz altına alındım, günlerce
karakollarda dayak yedim, fişlendim, fişlendiğim için yaşamım
karardı; üniversite mezunu olmama karşın yıllarca işportacılık, tv
tamirciliği, elektrikçilik, garsonluk gibi işler yapmak zorunda
kaldım. Karakollarda dayak yerken yalnızca ağladım; korkudan değil
insanlığın, ülkemin geldiği bu acı duruma, insanların düştüğü bu acı
duruma, insanın insana nasıl işkence yapabildiğine ağladım. Ama asla
beni dövenleri yargılamayı, cezalandırmayı düşünmedim; ruhum
bedenimden daha çok acı
çekiyordu çünkü, mahkemeler ruhumu teselli edemezdi...
Evet, sizler; sizler kendinizi yargılamayı hiç düşündünüz mü?
Duvarlara başka bir devletin adını, ''Yaşasın SSCB!'' yazanlar;
sizler kendinizi hiç yargılamayı düşündünüz mü? İnsanların evlerinin
duvarlarını yağlıboya, kireç ile sloganlar yazarak kirletenler;
sizler kendinizi yargılamayı hiç düşündünüz mü? 12 eylülden önce can
ciğer olup; 2009da birbirlerini tanımazlıkdan gelen sizler; sizler
kendinizi insanlık, arkadaşlık, dostluk, sevgi adına yargılamayı hiç
düşündünüz mü?
Türkiye ve öteki ülkelerde darbeleri hazırlayan Abd' yi, Avrupa
ülkelerini yargılamayı hiç düşündünüz mü?
Yeşil kart alıp Abd yurtdaşı olmak için çırpınan, Ab'ye girmek için
can atan sizler; darbelere neden olanları yargılamayı düşünmediğiniz
apaçık belli. Çünkü yoksa kendinizi de yargılamak zorunda
kalacaksınız.
Darbecileri yargılamak istiyorsunuz ama öte yandan da binlerce
insanı öldürmüş, bebek katili, ana katili, sevda katili terör
örgütünü, hayranlarını ve yandaşlarını; demokrasinin unsurları
olarak görüyorsunuz. Onları bağrınıza basıyorsunuz, milletvekili
bile seçiyorsunuz. Onlara konserler veriyorsunuz, öpücükler
gönderiyorsunuz. Asya'da, Afrika' da iç savaşlar çıkarıp, darbeler
yaptırıp binlerce insanın ölümüne yolaçan Abd'yi, Ab'yi bağrınıza
basıyor, demokrasi ve insanlık timsali görüyorsunuz.
Generalleri bile yargılayabilen ruhların zayıf noktaları işte bu:
Kendilerini yargılayamamak ....
Eğer yargılamak kutsalsa, demokratikse, hukuksa, özgürlükse,
insancaysa önce kendinizi yargılayınız... Ama bilirim, size; ''
Sigara içmeyin.'' diyene bile, '' Sana ne?'' der, kendinizi böyle
insancıl, bilimsel bir konuda bile yargılatmasınız.
Ama aslında ne yargılamak istediğiniz darbeciler ne de yargıya,
demokrasiye, insanlığa önem veriyorsunuz. Gerçekde yapmak
istediğiniz; darbecileri yargılamak değil Türkiye'yi yıkmak. Çünkü
Abd, Ab böyle istiyor.
Önce; başkalarını yargılayacak kadar bilge ve onurlu olmak gerekir;
bu da önce kendini yargılamakdan geçer.
Sokaklar bebek katili terör örgütünün araba yakmalarıyla, iş yeri
yakmalarıyla, cinayetleriyle dolu. Önce onları, ve onları demokratik
sayanları yargılayın. Önce; Türkiye'yi kurtarmak değil yıkmak
isteyenleri yargılayın.
Önce; kimlerin yanında olduğunuzu, vicdanınızı, onurunuzu,
gururunuzu, kendi kişiliğinizi yargılayın. Yoksa siz, korkarım ki
Atatürk'ü bile yargılamak isteyeceksiniz. Çünkü mantıksal
çöküşünüzü, batının hoşuna gidecek sözde duygusal filmlerde rol
alarak örtmek istiyorsunuz. Ama biliyor musunuz; batı, insanca
insanların hiç hoşuna gitmiyor.
Necdet Gürçiftçi
2009-eylül
3 Ekim 2009 Cumartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder